growth hormone
Genç Fenerbahçelilerin Yeni Sitesi

Kas.20, 2009, Kategori Genel

kaynak:fenerbahçe.com

Yorum Devamı...

Eski dostlar bir araya geldi

Oca.18, 2010, Kategori FUTBOL, Genel

Profesyonel Futbol Takımımıza sezon başında transfer olan Mehmet Topuz ile devre arasında renklerimize katılan Gökhan Ünal Fenerbahçemizin Antalya’da kamp yaptığı otelde bir araya geldi. Gökhan’ın kampa katılmasının ardından eski takım arkadaşları birbirleriyle de hasret giderme imkanı buldu. Uzun bir süre sohbet eden iki Fenerbahçe’nin şampiyonluğu için tüm güçlerini kullanacaklarını bir kez daha ifade etti.

kaynak:fenerbahçe.com

Yorum Devamı...

“Maç günü kazanma günü”

Oca.18, 2010, Kategori FUTBOL

Profesyonel Futbol Takımımız Ziraat Türkiye Kupası A Grubu 4. maçında Antalyaspor ile bugün karşı karşıya gelecek. Takımımız bu karşılaşma öncesinde Belek Limak Arcadia Oteli’nin sahasında 1 saat süren bir antrenman yaptı.

Teknik direktörümüz Christoph Daum’un toplantısı ile başlayan idman Roland Koch’un motivasyon dolu konuşmasıyla sürdü. Çalışmalar oyuncularımızın hep bir ağızdan “Maç günü kazanma günü” tezahüratıyla başladı.

Takımımız koşu, koordinasyon çalışmasının ardından 3 grup halinde 5′e 2 top kapma çalışması yaparken antrenman esneme hareketleri ve bireysel çalışmalarla sona erdi.

Kalecilerimiz ise kaleci antrenörlerimiz Holger Gehrke ve Murat Öztürk ile özel bir çalışma yaptı. 

Semih Şentürk ve Volkan Babacan takımdan ayrı sahada koşu yaparken, Deivid de Souza ve Gökhan Gönül ise Bireysel Oyuncu Antrenörümüz Dolu Arslan ile salonda özel bir çalışma yaptı.

İdmanın son bölümünü Başkanımız Aziz Yıldırım ve yönetim kurulu üyelerimiz de izledi.

Yorum Devamı...

“Faydasını önümüzdeki dönem göreceğiz”

Oca.16, 2010, Kategori Genel

Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek beldesindeki Limak Arcadia Otel’de ikinci yarı hazırlıklarını sürdüren Profesyonel Futbol Takımımız oyuncularından Emre Belözoğlu antrenman sonrası basın mensuplarının sorularını cevapladı. Sezon başında da çok iyi çalışarak lige çok iyi bir başlangıç yaptıklarını belirten Belözoğlu, ”İkinci yarı öncesinde de iyi hazırlanıp ilk yarıda göstermiş olduğumuz o ilk 8 haftalık periyodu yakalama amacındayız. Ağır tempoda geçen antrenmanların faydalarını önümüzdeki günlerde göreceğiz.” dedi.

Bir gazetecinin Gökhan Ünal tranferiyle ilgili sorduğu soruya karşılık Emre Belezoğlu:
”Ben de akşam saatlerinde duydum. Hem Gökhan’a hem de camiamıza hayırlı olsun.. Çok yerinde bir tranfer olduğunu düşünüyorum. Forvet hattına  bir rekabet getirecektir. Önemli bir oyuncu. Milli takımda da beraber oynadığım bir oyuncu. Umarım istediği performansa burada çabuk ulaşır, uzun zaman Fenerbahçemize hizmet eder.”dedi.

İlk yarı bitmeden bir ay önce sakatlığı nedeniyle oynayamadığını belirten Emre Belözoğlu, sakatlığının tamamen geçtiğini ve iyi çalıştığınıda ifade etti.

Ligin belirli periyotlarında iyi futbol oynadıklarını belirten Emre Belözoğlu, buna karşın istedikleri tempoya ulaşamadıklarını kaydetti. Emre, Türkiye’de takımların sistemi olmadığını, mücadeleye dayalı futbol oynandığını, kendilerinin de bundan etkilendiğini söyledi.

Mevcut potansiyellerinin altında bir ilk yarı geçirmelerine rağmen en yakın rakiplerinden bir puan önde olduklarına dikkat çeken Emre, ”İlk devreyi en az  7-8 puan daha önde bitirebilirdik. Bu takımda şu anki performanslarının çok daha üzerine çıkabilecek kapasitede oyuncular var. Eğer bunu yapabilirsek ligi fikstür avantajıyla çok iyi bir yerde bitireceğiz. İlk yarıdaki performansın üzerine çıkarsak herkesin bizden beklediği şampiyonluğu elde ederiz” dedi.

kaynak:feneerbahçe.com

Yorum Devamı...

“Birbirinizi tebrik edin”

Oca.16, 2010, Kategori Genel

Profesyonel  Futbol takımımız, Turkcell Süper Ligi ikinci devre hazırlıkları için bulunduğu Antalya Belek’teki 3. gününe sabah antrenmanıyla başladı. Teknik Direktörümüz Christoph Daum yönetimindeki çalışmalara bireysel oyuncu antrenörümüz Dolu Arslan’la ayrı çalışan Deniz Barış dışında tüm oyuncularımız katıldı. Antrenman öncesi Daum oyuncularıyla küçük bir toplantı yapıp çalışmanın ayrıntılarını  paylaştı. Yardımcı antrenör Roland Koch’da çalışmalarda futbolcuların performanslarını çok beğendiklerini dile getirerek,  “Çok iyi antrenman yapıyorsunuz, çok iyi çalışıyoruz. Biz teknik heyet olarak sizi tebrik ediyoruz. Siz de birbirinizi tebrik edin” dedi. Bunun üzerine bütün oyuncular, çalışmalardaki performans için birbirlerini tebrik etti. Isınma çalışmalarıyla başlayan antrenman dar alanda yapılan taktik ağırlıklı çift kale maç ile devam etti. Çeşitli hücum ve savunma varyasyonlarının çalışıldığı çift kale maçta teknik direktörümüz Christoph Daum, oyuncularından hızlı paslaşmalarını ve hücumda oyunu geniş alana yayarken, savunmada ise takım halinde alan daraltmalarını istedi. Ritmin hayli yüksek olduğu çalışma sırasında kaleciler de takımdan ayrı kaleci antrenörleri Murat Öztürk ve Holger Gerhke yönetiminde dönüşümlü olarak özel program uyguladılar. Antrenman bireysel çalışmalarla tamamlandı.

kaynak:fenerbahçe.com

Yorum Devamı...

Gökhan Ünal Fenerbahçe’de

Oca.16, 2010, Kategori Genel

 

 

 

 

 

 

Trabzonsporlu Gökhan Ünal’ın transferi için oyuncuyla ve kulübüyle prensipte anlaşmaya varılmıştır.
 
Fenerbahçe Spor Kulübü

 

 

 

 

 

kaynak:fenerbahçe.com

Yorum Devamı...

“Tek bir hedefimiz var o da galibiyet”

Oca.12, 2010, Kategori Genel

Indesit Bayanlar Voleybol Şampiyonlar Ligi 5. maçında Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol Takımımız Dinamo Moskova’yı ağırlayacak. 14 Ocak 2010 Perşembe günü Burhan Felek Spor Salonu’nda saat 19.30′da başlayacak karşılaşma ile ilgili olarak Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol Takımımızın antrenörü Jan de Brandt resmi sitemize açıklamalarda bulundu.

Jan de Brandt, “Dinamo Moskova maçı ile gruptaki 5. karşılaşmamıza çıkıyoruz. Şu ana kadar oynadığımız 4 maçı 3-0 gibi net skorlarla kazandık. Gruptan çıkmayı garantiledik; bu maç bizim için bir prestij karşılaşması olacak. Ancak buna karşın bizim tek bir hedefimiz var o da galibiyet. Rakibimiz bizim kadar güçlü bir takım, iyi bir karşılaşma olacağına inanıyorum. Kazanmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Taraftarımız bugüne kadar kazandığımız galibiyetlerde büyük pay sahibi onları bu maçta da bizi desteklemeye bekliyoruz. Onlar bizim itici gücümüz” diye konuştu.
kaynak:fenerbahçe.com

Yorum Devamı...

Antrenmandan notlar

Oca.08, 2010, Kategori FUTBOL, SPOR

Fenerbahçemiz, ikinci yarı ve Ziraat Türkiye Kupası’nda 10 Ocak Pazar günü deplasmanda oynayacağı Eskişehirspor maçının hazırlıklarına, Fenerbahçe Can Bartu Tesisleri’nde bugün akşam saatlerinde yaptığı antrenmanla devam etti.
Teknik Direktörümüz Christoph Daum yönetimindeki antrenman saat 17.00′de başladı ve 1 saat 35 dakika sürü. Christoph Daum’un alt sahada oyuncularıyla yaptığı toplantıyla başlayan antrenmanda oyuncularımız daha sonra koşu ve açma-germe çalışmaları gerçekleştirdi. Daha sonra üst sahada koordinasyon ve çabukluğa yönelik çalışmalar yapan oyuncularımız, tekrar alt sahaya geçti ve dar alanda yapılan taktik ağırlıklı çift kale maçlarla antrenmana devam etti. Maçların ardından sahada yapılan koşu ve bireysel çalışmalarla antrenman sona erdi. Antrenmana A2 Takımımızdan Enis, Hasan ve İsmail de katıldı. Oyuncularımız Kazım ve Önder, öğlen saatlerinde, kendilerine verilen program dahilinde Can Bartu Tesisleri’nde bir çalışma gerçekleştirdi.

Ekstra çalışma yaptılar

Öte yandan, öğlen saatlerinde futbolcularımız Emre, Bilica, Lugano ve Güiza tesislerde, 45 dakika süren ekstra çalışmalar yaptı. Emre, Bilica ve Lugano Bireysel Oyuncu Antrenörümüz Dolu Arslan eşliğinde ‘Bosu’ toplarıyla sahada bir çalışma yaparken; Güiza ise salonda çalıştı.

Takımız, 08.01.2010 cuma günü 16.30′da Fenerbahçe Can Bartu Tesisleri’nde yapacağı basına açık antrenmanla hazırlıklarına devam edecek

kaynak:fenerbahçe.com

Yorum Devamı...

“Katıldığımız her yarışta lideriz

Oca.08, 2010, Kategori YÖNETİM


Fenerbahçe Gazetesi’nin 73. sayısında Profesyonel Futbol Takımımızın antrenörlerinden Ayhan Tumani kendisi hakkında merak edilen soruları yanıtladı. Tumani ile yapılan röportajın tam metni şöyle:

“Hani bir Fransız atasözü vardır ; “Tesadüflere taparım” diye.
İlk yarıyı lider kapatan Fenerbahçe’nin yardımcı antrenörü Ayhan Tumani için de geçerli bu söz
Yıllar öncesinde Almanya ve Hollanda’nın önde gelen takımlarında oynadıktan sonra, Türkiye’de futbol oynama şansı gelmiş Tumani’nin ayağına !.. Hem de Beşiktaş gibi bir büyük takımda !..Ünlü Alman teknik direktör Feldkamp’ın önerisi ve tavassutu ile İstanbul’a gelip, sözleşme için her konuda anlaşmışlar.. İmzadan önce yapılan doktor kontrolünde, kendisine yanlış teşhis konularak “Sakat” raporu
verilince iş son anda yatmış ve Almanya’ya dönen Tumani futbol yaşantısına ünlü Hannover 96 takımında devam etmiş !..
Yine başka bir rastlantı Ayhan Tumani’yi bu defa antrenör olarak İstanbul’a yönlendirmiş..Köln takımında antrenörlük stajını yaparken, yakın ilişki kurduğu Christoph Daum, Fenerbahçe’ye gelirken bu defa Tumani’yi de kendisine yardımcı seçmiş..
Bu sayımızda konuk ettiğimiz Ayhan Tumani hocamızı futbolseverlere tanıtmak istedik.
-Fenerbahçe’ye gelene kadar olan kariyerinizi anlatır mısınız ?.. Nerelerde top koşturdunuz, teknik adamlık nasıl başladı ?..
“Profesyonel futbola bir yaşımdan itibaren yaşadığım Almanya’da başladım. Yaşadığımız şehrin Bundesliga takımı olan Arminia Bielefeld’de iki sezon oynadıktan sonra, Hollanda Birinci Lig (Eredivisie) takımlarından FC Volendam ve ardından da NEC Nijmegen takımına transfer oldum. Toplam üç sezon Hollanda Liginde top koşturduktan sonra, o zaman Beşiktaş Teknik Direktörü olan Karl-Heinz Feldkamp beni Türkiye’ye transfer etmek istemişti. Ancak son anda çıkan bir pürüzden dolayı bu transferin gerçekleşmemesi üzerine, tekrar Bundesliga’ya dönerek, Hannover 96 takımında oynadım. Futbolculuk kariyerimi doğduğum şehrin takımı Hatayspor’da sonlandırmam da, benim için önemliydi.
Tekrar Almanya`ya dönerek üç yıllık bir eğitim sürecinde, Köln Spor Akademisi`nde UEFA-A Antrenörlük Lisansı`mı ve Düsseldorf Spor Enstitüsü`nde kulüp menajerlik diplomamı aldım. Bunu takiben Almanya’nın Wuppertaler SV Kulübü`nde üç sezon; önce yardımcı antrenör ve akabinde Teknik Direktör olarak görev aldım.
Almanya Birinci Ligi olan Bundesliga’da Teknik Direktörlük yapabilmek için gerekli olan UEFA-PRO-Lisansı`nı alabilmek için döndüğüm Köln Spor Akademisi`nde, 11 aylık yoğun bir eğitim sürecine girdim.
Akademideki eğitim çerçevesinde de, o dönemde FC Köln’de Teknik Direktörlük yapan Christoph Daum’un yanında stajyer olarak çalıştım. Sayın Christoph Daum’la tanışmamız bu vesileyle oldu. Bu dönemde Daum gibi tecrübeli bir hocanın yanında çok şey öğrendiğimi ve Sayın Daum`un bu süre içersinde bana her türlü konuda çok yardımcı olduğunu da ifade etmek isterim. Kendisi bu sezon Fenerbahçe’mizle yeniden anlaştıktan sonra bana yardımcı antrenörlük teklifinde bulundu..”

-Dünyaca tanınmış Köln Spor Akademisini 24 kişi arasında dereceyle bitirdiğinizi biliyoruz.. Biraz bu konuyu anlatır mısınız ?..
“Akademideki yeni programın dünya çapında bir ilk olduğunu vurgulamak isterim. Daha önceden farklı derslerle altı ay süren kurs, bizim dönemimizde geliştirilerek, 11 aya çıkartıldı. Teorik ve pratik futbol eğitiminin yanı sıra, psikoloji, pedagoji, antrenman bilimleri, sporcu sağlığı, rapor hazırlama ve medyayla iletişim gibi çok çeşitli dersler aldık. Aldığımız bu lisansla, dünyanın her yerinde futbol takımı çalıştırma hakkına sahibiz..”

-Siz yardımcı antrenörlük görevinizin yanı sıra, aynı zamanda tercümanlık görevi de yapıyorsunuz. Bu sizin için zor olmuyor mu ?..
“Evet, bu zor olmasına rağmen aynı zamanda önemli bir görev. Yaşamımın büyük bir bölümünü geçirdiğim Almanya´da günlük hayatımda kullandığım dilin doğal olarak almanca olmasından dolayı, özelikle ilk aylarda pratik eksikliğinden, biraz zorlandığım bir gerçek. Ancak Sayın Daum`un böyle bir tercihte bulunma sebebi, benim üstlendiğim çevirmenliğin yanı sıra, onun futbol anlayışını ve beklentilerini de, futbolculara iletmem olmuştur.
Sayın Başkanımız Aziz Yıldırım`ın da, bu tercihe anlayışla yaklaşarak, bana göstermiş olduğu destek de çok önemliydi..”

-Taktik anlamında Daum’ la paylaşımınız var mı ?..
“Yardımcı Antrenör olarak Teknik Direktörümüzle bir çok konuda sürekli fikir alışverişi içindeyiz. Bana düşen en önemli görevin, tüm teknik ekibin yarattığı ortak çalışmayı ve beklentileri, teknik direktörle futbolcular arasında bir köprü kurmak olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra, futbolcularla olan yoğun iletişimde, sakatlık, ceza, formsuzluk veya taktiksel sebeplerden dolayı, ilk onbirde yer alamayan futbolcuların moral durumları ve motivasyonlarının yüksek tutulması da oldukça önemli..”

-Takım olarak hedeflerinizle ilgili neler söyleye bilirsiniz ?..
” Bildiğiniz gibi 2009/2010 sezonuna Süper Kupa’yı kazanarak başladık. Türkcell Süper Ligi’nde bir rekora imza attık ( 8 de 8 ), sezonun ilk yarısını da bir rekorla kapattık: Katıldığımız her yarışta lideriz (Süper Lig, UEFA Avrupa Ligi, Türkiye Kupası). Bu başarılarımıza ulaşmamızda rol oynayan etkenlerin en önemlilerinden biri de büyük Fenerbahçe taraftarının inanılmaz desteği.
Gittiğimiz yolun inişli- yokuşlu bir yol olduğunun bilincindeyiz. Genel anlamda doğru yolda olduğumuzdan eminim. Bu başarılarımızın sürmesi için 7 gün 24 saat Fenerbahçe’miz için çalışmaya devam edeceğiz. Sezon sonunda da hepimizin ulaşmak istediği hedeflere 12. adamın katkısıyla kavuşacağız..”

“Büyük bir takımda Teknik Direktörlük yapmaya hazır mısınız ?..”
“Tüm dünyada futbol otoritesi olarak kabul edilen Sayın Daum ‘un yardımcısı olarak bir dünya kulübü Fenerbahçe´mizde çalışmak büyük bir onur. Şu andaki tek düşüncem, tüm gücümü Fenerbahçe´mizin başarısı için harcamaktır..”

kaynak:fenerbahçe.com

Yorum Devamı...

“Şampiyonluğa aç olmamız gerek”

Oca.08, 2010, Kategori FUTBOL, SPOR

Fenerbahçemizin başarılı futbolcusu Diego Lugano Fenerbahçe Televizyonu’na sezonun ikinci yarısı için beklentilerini ve çalışmalarla ilgili detayları anlattı. Tatil sonrası yapılan çalışmaların çok büyük önem taşıdığını ifade eden Lugano; “Sezonun ikinci yarısı için hazırlıklara başladık. İkinci yarı çok daha zorlu ve daha çekişmeli geçecek. Şu anda yaptığımız çalışmalar çok büyük önem taşıyor. Tatil sonrası çalışmalarımızın meyvelerini ikinci yarıda alacağız. Çünkü şampiyonluğu hedefliyoruz. Sezonun ikinci yarısı başlamadan önce yapılan çalışmaların sezon içinde çok büyük kolaylık sağlayacak. Hem kondisyon, hem moral hem de birliktelik açısından yapılan çalışmaların bize katkısı çok büyük oluyor. Şu anda çalışmalarımız çok iyi gidiyor. Takımın havası da çok iyi” dedi.

Sezonun ilk yarısında iyi bir başlangıcın ardından tatsız sonuçlar aldıkları bir dönem yaşadıklarını hatırlatan Lugano, “Aslında ilk yarıya baktığımızda tüm hedeflerimize ulaştığımızı görüyoruz. Türkcell Süper Lig’de liderlik, Avrupa Ligi’nde liderlik ve Ziraat Türkiye Kupası ilk maçı sonunda grupta da liderlik bizim oldu. Fakat tabi ki sezonun ikinci arısında da ilk yarıda olduğu gibi tüm maçlarımızı kazanamayacağız. Futbolda her maçı kazanamazsınız. Mağlubiyetler, beraberlikler de olacaktır. İlk yarıda yaşadığımız düşüşün ardından yeniden çıkış yakaladıktan sonra üç kulvarda da elde etmek istediklerimizi ikinci yarıda başarabiliriz. Bunu başarabilecek gücümüz ve o kalitede ekibimiz var. En önemlisi hedeflerimiz için savaşmak. Bize düşen, bütün maçlara en iyi şekilde hazırlanıp, kazanmaya çalışıp, kazanamasak bile gerekli mücadeleyi vermek ve sezon sonunda hedeflerimize ulaşmak” şeklinde konuştu.

Sezonun ikinci yarısında Fenerbahçe adına fikstür avantajı olduğu fikrine katılmadığını ifade eden Uruguaylı yıldız oyuncu, “Benim mantaliteme göre fikstür avantajından ziyade Fenerbahçe olarak bizim şampiyonluğa aç olmamız gerek ve Fenerbahçe’nin saha içinde en yüksek düzeyde futbol oynaması gerek. Şampiyonluk ancak bu şekilde kazanılıyor. Sonuçta iyi oynamayı ve kazanmayı bilmeliyiz. Fizik kondisyonumuzu ve formumuzu her maça iyi yaymalıyız. Eğer bunların hepsini bir araya getirebilirsek o zaman şampiyon oluruz. Bu şartlar dışında düşünürsek, sadece dört kez İstanbul dışına çıkacağımızı bir avantaj olarak görürsek yanılırız.Sonuçta her maçın ayrı bir önemi var. Kendi evimizde ve ya dışarıda oynayacağımız her maçın ayrı bir zorluğu ve ayrı bir önemi var. Önemli olan bizim takım olarak iyi futbol oynayıp gerekli iyi sonuçları almamız” dedi.

Ligin zirvesinde bulunan ve şampiyonluğu kovalayan takım sayısının artmasının Türk futbolu adına çok güzel bir konu olduğunu belirten Lugano, “Öncelikle şampiyonluk yarışında iki üç takım yerine 5-6 takımın yer alması, mücadele etmesi, şampiyon olmak istemesi ve şampiyonluğu kovalaması çok önemli bir ayrıntı. Geçen sene de aslında buna benzer bir durum söz konusuydu ama bu yıl işler daha da kızıştı diyebiliriz.Bu durum aslında bütün takımlar için avantaj.Önemli rakipler var, sürekli iyi takımlarla karşılaşıyorsunuz ve rakiplerinizin de önemli hedefleri var.Bu da sizin kendinizi hep daha iyi hazırlamanızı sağlıyor.Ama önemli olan son hafta şampiyonluğu elde etmek.Biz de bunun için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bilica ile iyi bir ikili olduklarını ve gün geçtikçe daha da iyi bir uyum yakaladıklarını belirten Lugano, “İki stoperin birlikte uyum içinde hatasız oynaması zor bir olay. Biz de Bilica ile sezon başından beri birlikte oynamaya başladık. Ama ilk yarıdaki performansımıza baktığımız zaman iyi şeyler başardığımızı düşünüyorum.Onun dışında bu güzel süreç, iyi oyun ve uyum takım adına ikinci yarıda da devam edecektir.Stoperlerin ve arka dörtlünün uyumu takımın diğer pozisyonlarında oynayan oyuncuları rahatlatır ve defansif anlamda takımın ihtiyacı olan güveni sağlar. Bu nedenle bizim yaptığımız her şey çok önemli. Belki biz stoperler olarak çok fazla göz önünde bulunmuyoruz.Ama bir forvet gol atmak için nasıl mücadele ediyorsa , biz de takımın gol yememesi için savaşıyoruz.Kazanmak için her ikisi de çok önemli” şeklinde konuştu.

2010 yılına Uruguay’da bulunan ailesinin yanında, eşi ve çocuklarıyla birlikte büyük bir keyifle girdiğini belirten Lugano, Fenerbahçe taraftarlarına yine yılın mutluluk ve başarı getirmesini diledi ve “Fenerbahçe’nin eşsiz taraftarı şunu bilsin ki bizler çalışıyoruz, onlar da bizim yanımızda olsunlar. Biz çalıştığımız taktirde şampiyon olacağımızı biliyoruz. Çünkü takımımızda müthiş bir kapasite ve potansiyel var. Taraftarımız sonuna kadar yanımızda olsun ve biz de onlardan alacağımız güçle onların isteklerini yerine getirelim” dedi.

Yorum Devamı...

“Lille’ i geçersek, Liverpool kolay…”

Oca.08, 2010, Kategori FUTBOL

2010-01-07Fenerbahçe Gazetesi 73. sayısında Uğur Boral ile bir röportaj yaptı. Röportajın tam metni aşağıdaki gibidir:

“Bu sayıdaki konuğumuz Uğur Boral’ın Fenerbahçe ve Türk futbolunda önemli yeri var.. Yıllar önce Gençlerbirliği takımının orta alanında ortaya koyduğu mükemmel performansla dikkatleri çekerek, transferin gözdesi olan bu futbolcumuz, daha henüz lig bitmeden Fenerbahçe için imzasını attıktan sonra daha da ünlenmişti..
Üstün teknik kalitesi, mükemmel kullandığı sol ayağı ve de rakip kanatları bezdiren ataklarıyla, önce Fenerbahçe’nin, sonra da milli takımımızın vazgeçilmezlerinden birisi olmuştu Uğur Boral.
Roberto Carlos ile sol kanatta oluşturduğu başarılı ikili, Andre Santos’un transferinden sonra bozulmuş ve Uğur Boral, geride kalan ilk yarıda fazla sayıda forma şansı bulamamıştı..Son maçlarda yakaladığı şansı iyi değerlendiren deneyimli futbolcumuzun, R.Carlos’un ayrılmasıyla önünün daha da açılacağını ummaktayız.
İşte, bu beklentiden hareketle, beklentilerimize yanıt bulabilmek için sohbetimize bu konudaki bir soru ile başlamak istedik.

İkinci yarıda taraftarlarımız nasıl bir Uğur Boral izleyecekler ?
Her zaman olduğu gibi, ikinci yarı takımda oynama şansı bulmak için var gücümle çalışıyorum. Bunu başarırsam bütün benliğimle, varlığımla, her şeyimle Fenerbahçe için elimden geleni fazlasıyla yaparım. Takım içinde oynayan -oynamayan herkesin çok özel bir yeri vardır. Burası Fenerbahçe. Bunun bilincindeyiz. Ama tabii ki oynarsam kendimi daha çok gösterebilme fırsatım olacaktır.

FC Sheriff maçında attığın golle üzerindeki baskılardan kurtulabildin mi?
FC Sheriff maçında attığım gol benim için önemli ve çok değeri olan bir goldü. Beni izleyenlerin şunu iyi bilmesi gerekir. Ben oynamıyorum, peki neden? Kötü müyüm? Hayır, öyle bir şey yok, hoca tercihini farklı yönde kullanıyor. O şekilde de oynamıyorsunuz, idmanlarda kötü olsam, bırakmış olsam, Sheriff maçında o golü atamazdım.

Sen Carlos geldiğinde “Herkesin ondan mütevazılık anlamında öğrenecek çok şeyi var” demiştin. Bununla ne demek istedin, biraz bize açar mısın ?
Fenerbahçe’de ve Türkiye’de futbol oynayan bütün futbolcuların, dünyanın en iyisi olan Roberto Carlos’tan örnek alması gereken çok şey olduğunu düşünüyorum. Futbolcu olarak üst düzeyde yetişen arkadaşlarımızın, biraz daha kendilerine dikkat etmesi gerektiğine inandığım için böyle bir şey söylemiştim. Çünkü o kadar çok kişi görüyoruz ki, maalesef o ağırlığı, o yükü kaldıramıyorlar! Ondan sonra da kaybolup gidiyorlar.. Yeni yetişen futbolcu arkadaşlarımızın, öncelikle mütevazi olmayı öğrenmeleri gerekmektedir..
Yetenek her insanda olabilir. Mesela ben giderim, benim yerime başkası gelir ama biraz daha çok insanlığa yatırım yapılması gerekmektedir. Roberto Carlos dediğimiz bu megastar, çocukla çocuk, büyükle büyük olan, kariyerinin üstünden bize tepeden bakmayan birisiydi. Ben onun kariyeri boyunca bütün her şeyi hak ettiğini düşünüyorum.

FC Sheriff maçında attığın golden sonra Roberto Carlos’a gittin. O andaki duyguların nelerdi ? R.Carlos’un senin futboluna olan katkısını yorumlar mısın ?
Takımdaki herkes gibi ben de onu çok seviyorum, ayrılması bizleri çok üzdü. Ama bu kararına saygı duyuyorum. O bize saha içinde ve dışında her zaman yardımcı oldu, tecrübesini bize aktardı. Carlos’la arkalı- önlü oynamak herkese nasip olacak bir şey değil, bu bana nasip oldu. Ben de elimden geldiği kadarıyla ondan bir takım şeyleri öğrendiğimi düşünüyorum. Futboluma,profesyonelliğime tabiî ki çok fazla katkısı oldu.

Aslında takımda onu zaten sevmeyen hiç kimse yoktu. O kadar sevimli, o kadar cana yakın, yaptığı her şey yakışan ve güler yüzlü bir arkadaşımızdı. Herkes ondan bir şeyler öğrendi..”

Her futbolcunun spor yaşantısında, ismi ile özdeşlenen bir ya da birkaç maçı vardır. Üzerinden yıllar geçse de, bunlardan birisi anılsa hemen akla diğeri gelir! İşte deneyimli futbolcumuz Uğur Boral’ın da ismiyle özdeşlenen böyle bir maçı vardır. Biz de sohbetimizi, bu konuyu gündeme getirecek sorumuzla sürdürmek istedik.

Sevilla maçlarında dünyanın en iyi sağ beki Daniel Alves’i sağından- solundan geçerek ekarte ettin. İlginçtir, sezon sonunda Alves Barcelona’ ya transfer oldu ama sende düşüş yaşandı. Bunu neye bağlıyorsun?
Sevilla maçlarındaki performansım gerçekten üst düzeydeydi. Ama spor kamuoyu beni hep o maçtaki oyunuma göre değerlendiriyor. Oysaki bir önceki Şampiyonlar Ligi’nde CSKA Moskova’ya iki tane gol attım ama o maç bu kadar konuşulmadı.
Avrupa Şampiyonası’nda Almanya’ya karşı yarı finalde oynadığım maç bile hiç akla gelmiyor, Süper Lig’de takımım için verdiğim mücadeleler, attığım goller onlar da hiç konuşulmadı ! Herkes Sevilla maçında kaldı ve beni o maça göre yorumladılar.. Hani Ben de neredeyse ‘Keşke şu Sevilla maçlarını hiç oynamasaydım.’ diyecek hale geldim.
Her zaman şunu savunurum. Bir takım iyi oynarsa, iyi mücadele ederse, yanındaki arkadaşına yardım ederse, o zaman bir futbolcu sahaya çıkıp kendi yeteneklerini gösterebilir.
Geçen sene de takım olarak hoca değişikliğinden dolayı iyi oyun sergileyemedik. Bundan bireysel olarak ben de etkilendim. Sayın Daum ile de gayet iyi başladık ve hedeflerimize doğru adım adım ilerliyoruz.

Fenerbahçe’de üçüncü hocayla çalışıyorsun, bu farklılıklar sizlere nasıl yansıyor ?
“Hoca değişikliği özellikle oyun anlayışı bakımından yansıyor, her hocanın kendine has oyun stili vardır. Mesela Zico zamanında, ben hep ’serbest’ oynuyordum. Zico şöyle bir şey söylüyordu: ‘Uğur sen kenarda bekle, arkadaşların alan boş olduğu zaman topu sana atsınlar. Sen de bire birde adam geçip, orta yap, içeri gir -çık, çalım at’ diyordu.
Aragones ise benden, orta sahaya gelip pas verip, koşmamı istiyordu. Benden sadece bunu bekliyor, hiçbir zaman dripling yapmamı istemiyordu. Sürekli olarak; ‘ Sadece pas verip, koş… Orta sahaya gelip, yana geriye pas ver’ diyordu. Ben de öyle yapınca, bu sefer taraftar tepki koyuyordu. Taraftarlar eskisi gibi dripling yapmamı beklerken,buna karşın hoca da aksine onları yapmamı istemiyordu. Öte yandan, tribünlerdekiler gibi eleştirmenler de, bunları bilemediği için de, ben ve benim gibi hocalarının verdiği görevi yapmaya çalışan futbolcuları haksız yere eleştiriyorlar !… Geçen sene ben de bu stresi çok yaşadım.

Saha içinde bazı olumsuz şeyler yaşanıyor ve medya da bunu ‘Sahada kavga ediyorlar !..’ diye haber yapıyor. Bununla ilgili bize neler söyleyebilirsin ?
Sahadaki futbolcuyu, tribünde oturmuş, elinde çayı ya da çekirdeği maç izleyen bir insan gibi düşünmemek lazım.. Sahadaki futbolcu o an mücadele içinde, oksijensiz bir ortamda olduğu için, olumsuz bir harekette verdiği tepkilerin farkında bile değildir..Sporcu, stresli ve adrenalinin arttığı bir ortamda bilinçsizce o hareketleri yaptıktan sonra, ister istemez pişman oluyor. Sahadaki o tartışmalar aslında çok normaldir. Çünkü o kadar sert bir mücadelenin içindesiniz ki… Belki bir dakika önce 100 metre depar atıp gelmişsiniz. Yorgunsunuz. Öyle bir an geliyor ki, bir şeylere tepki göstermek durumunda kalıyorsunuz. O anda normal bir insan gibi düşünemiyorsunuz ama hemen akabinde bir dakika sonra o yaptığınız hareketlerden dolayı üzüntü çekiyorsunuz.Mesela herkes Emre’yi kavgacı, sinirli bir insan olarak tanımlıyor. Ama Emre, normal yaşantısında şeker gibi bir insandır. Esprilerine gülmekten kendinizi alamazsınız. Çok cana yakındır. Tabii ki aslında saha içinde oto-kontrol çok önemlidir. Futbolcular bunun üzerinde de çalışmalar yapıyorlar. Ama söylediğim gibi bazen adrenalin çok fazla yükselebiliyor.

Milli Takımla ilgili, ‘Yerli mi, yabancı hoca mı ?..’ tartışması var. Sen bu konuda neler söyleyebilirsin ?
Benim düşüncem yerli hocadan yanadır. Zira yerli olursa, futbolumuzu ve futbolcularımızı tanıması, tüm futbolcularla birebir diyalog kurabilmesi açısından daha iyidir. Ama ona göre de bir hoca seçilmek zorunda. Milli takımın hocasının futbolcularla çok fazla diyalog içinde olması lazım. 10-15 günlük kamp döneminde o futbolcuyla kaynaşacak, konuşacak, istediğini anlatacak, onu motive etmeye çalışacak.. Milli takımın hocasının bence maç olmadığı zamanlarda da futbolcularını araması ve diyalog kurması gerekiyor. Bunu da Türk bir hoca daha iyi yapabilir gibi geliyor bana. Fatih hoca belki her zaman muhatap olmuyordu ama, sonuçta yardımcılarıyla sürekli irtibat halindeydik. Bence milli takım hocalığı böyle olması gerekir.

Avrupa Ligi’nde rakibimiz Lille, sonrası Liverpool olacak gibi görünüyor, bununla ilgili ne diyebilirisin. Fenerbahçe Final oynar mı ?
UEFA Avrupa Ligi’nde Lille’i geçeceğimizi düşünüyorum, takımımız bu kapasiteye sahip durumda. Sonrası Liverpool geliyor. Gerçekçi olmak gerekirse ‘Sahamızda oynayacağımız maç, bizim kader maçımız olur’ diyorum. Eğer çok iyi konsantre olur, çok iyi mücadele ederek iyi bir sonuçla sahamızdan çıkarsak Liverpool’u da eleyeceğimizi düşünüyorum. Liverpool’da Gerrard ve Torres’i çıkardığınızda yenilmeyecek bir takım değil. Ama öncelikli hedefimiz Lille tabii ki !.. Herşeye rağmen, kim ne derse desin Fenerbahçe 2010 yılına damga vuracak bir takım olacak. Bunu benim gibi tüm takım arkadaşlarım da biliyor.

Biraz da özel yaşantına değinelim. Evliliğin futboluna nasıl bir etki yarattı?
Şunu söyleyebilirim ki, evliliğimdeki mutluluk olmasaydı, inanın geride bıraktığım olumsuz günleri bu kadar kolay geçiremezdim..Benim için çok daha sıkıntılı ve zor olabilirdi. Ama evimdeki hayatım çok güzel olduğu için bunları aştım. Sonuç olarak mutluyum ve de huzurluyum.

Evli futbolcu arkadaşların var, bir araya geldiğinizde neler konuşuyorsunuz ?
Her evde olandan farklı bir durum olmadığını söyleyebilirim. Özetlersem; kadınlar mutfağa girip dedikodu yapıyorlar, biz de genelde takım ve futboldan konuşuyoruz.”

_ugur446.jpg” class=”alignnone” width=”446″ height=”297″ />

kaynak:fenerbahçe.com

Yorum Devamı...

Arama

Site içerisinde arama yapabilirsiniz...

Etiketler

                 
               

Arşiv

Önceki yazılara ulaşabilirsiniz...